Bloodborne Oyun İncelemesi

Bloodborne oyununda daracık sokaklarda avcı, ufak adımlarla ilerliyor ve kararlı adımlar atsa da ayakkabılarından çıkan sesten ötürü tedirgin oluyor. Bu sırada sokağın her tarafından dumanlar yükseliyor ve Yharnam’ı esir alan sisle mücadele ediyor. Oyunun hikayesine Demon Souls ile başlıyoruz ve daha sonra yolculuğumuzda Yharnam’a yani lanetli ve korkunç canavarlarla dolu bir şehre gidiyoruz. Aksiyon rol yapma oyunu fikri kimin aklına geldiyse harika bir deneyim sunuyor. Viktoryan döneminde geçen hikayede Orta Çağ temalı RYO’ların sunduğu geniş yelpazeyi oluşturuyor. Oyunda, zırhların, kalkanların ve kılıçların olmadığı bir geçiş dönemi anlatılıyor ve bu dönemde RYO oldukça riskli. Oyunun teması, risklerle dolu oluşu ile dikkat çekiyor ve oyun dünyası Bloodborne oyunu, yeni mekanikler kazandırıyor. Tam bir aksiyon oyunu olmasına rağmen adrenalininizi sürekli zirvede tutacak bir kurgu ile hayata geçiriliyor. İçinde bir korku unsuru barındırmamasına rağmen oyunu oynarken hep bir gerilim hissi yaşıyorsunuz.

Bloodborne oyunu, bir strateji oyunu olmamasına rağmen önünüzdeki tehlikeyi önceden görebilmek için analiz yeteneğinizi kullanmanız gerekiyor. Aksi taktirde yanlış bir adım attığınız zaman domino taşı gibi ardı ardına yanlış kararlarınızın etkisi ile karşılaşabilirsiniz. Bloodborne oyunu, sadece kendi türünde değil diğer oyun türlerine de bir ilham kaynağı olmayı başarıyor ve oyunu oynarken ilk farkettiğiniz şey, düşmanınızın tuzağı önceden özenle yerleştirmesi ve sizi tuzağa düşürmek için elinden geleni yapması oluyor

Alican Tut

New York Üniversitesi'nde sinema eğitimi almak için New York'a gitmeyi planlamıştı ama başvurusu hiç kabul edilmedi. Yeni macera arayışında dünyayı gezmekten zevk alır. Hevesli bir sinema izleyicisidir ve İlkokulda matematik hocasına aşık olmuştur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir